7589 sayılı Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, 16 Temmuz 2026 tarihinde TBMM Genel Kurulunda kabul edilmiştir. Kanun’un faiz düzenlemesini içeren 10’uncu maddesi, Kanun’un 26’ncı maddesi uyarınca yayımı tarihinde yürürlüğe girecektir.
Söz konusu Kanun, 31 Temmuz 2026 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. Kanunun tam metnine Resmî Gazete üzerinden ulaşılabilir.
Düzenleme ile sabit oranlı kanuni faiz sisteminden, TCMB reeskont oranını esas alan ve belirli şartlarda yıl içinde güncellenebilen bir faiz sistemine geçilmektedir.
Bu yazımızda;
-
değişikliğin hukuki gerekçesini,
-
yeni kanuni faiz oranının nasıl hesaplanacağını,
-
%31, %39,75 ve %43 oranlarının hangi durumlarda uygulanacağını,
-
işletmelerin alacak yönetiminde dikkat etmesi gereken hususları
ele alacağız.
1. Kanuni Faiz Neden Değişiyor?
4 Aralık 1984 tarihli ve 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunun 1’inci maddesi, sözleşmede faiz oranının belirlenmediği durumlarda uygulanacak genel kanuni faiz oranını düzenlemektedir.
Tarihsel süreçte söz konusu oran, 20 Mayıs 2024 tarihli ve 8485 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile 1 Haziran 2024 tarihinden itibaren yıllık %24 olarak belirlenmişti.
Ancak Anayasa Mahkemesi, 22 Temmuz 2025 tarihli ve E.2024/24, K.2025/164 sayılı kararıyla 3095 sayılı Kanun’un 1’inci maddesini, sözleşmeden kaynaklanmayan borç ilişkileri yönünden iptal etmiştir.
Karar 1 Aralık 2025 tarihli ve 33094 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmış ve iptal hükmünün dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir.
Anayasa Mahkemesi değerlendirmesinde, özellikle yüksek enflasyon dönemlerinde sabit faiz oranının alacağın uğradığı değer kaybını karşılamada yetersiz kalabileceğine ve mevcut mevzuatta bu kaybı telafi edecek etkin bir mekanizmanın bulunmadığına dikkat çekmiştir.
7589 sayılı Kanun’un 10’uncu maddesiyle 3095 sayılı Kanun’un 1’inci maddesinde yapılan yeni düzenleme, bu çerçevede kanuni faiz oranını ekonomik koşullarla ilişkilendiren daha dinamik bir sistem oluşturmayı amaçlamaktadır.
2. Yeni Kanuni Faiz Oranı Nasıl Hesaplanacak?
Yeni düzenlemeye göre, sözleşmede faiz oranının belirlenmediği durumlarda kanuni faiz, TCMB’nin önceki yılın 31 Aralık tarihinde kısa vadeli kredi işlemleri için uyguladığı reeskont oranının %80’i esas alınarak hesaplanacaktır.
Temel hesaplama şu şekildedir:
Kanuni faiz oranı = TCMB reeskont oranı × %80
TCMB tarafından yayımlanan verilere göre 31 Aralık 2025 tarihinde geçerli reeskont oranı %38,75 olarak dikkate alındığında:
%38,75 × %80 = %31
Buna göre, mevcut verilerin değişmediği varsayımıyla, 7589 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden sonra uygulanacak ilk genel kanuni faiz oranı yıllık %31 olacaktır.
Altı aylık kontrol nasıl yapılacak?
Yeni sistemin önemli özelliklerinden biri de yılın ikinci yarısı için ayrıca bir kontrol yapılmasıdır.
Buna göre 30 Haziran tarihinde geçerli olan reeskont oranı, önceki yılın 31 Aralık tarihinde geçerli orandan en az 5 puan farklıysa, yılın ikinci yarısında 30 Haziran tarihindeki reeskont oranının %80'i esas alınacaktır.
TCMB tarafından yayımlanan verilere göre 30 Haziran 2026 itibarıyla reeskont oranında bu mekanizmayı harekete geçirecek bir değişiklik bulunmadığı kabul edildiğinde, yılın ikinci yarısı için de hesaplanan oran %31 seviyesinde kalmaktadır.
Burada özellikle belirtilmesi gereken husus, %31 oranının TCMB tarafından ayrıca ilan edilen bir kanuni faiz oranı olmadığıdır. Söz konusu oran, 7589 sayılı Kanun'da öngörülen hesaplama yönteminin mevcut TCMB verilerine uygulanması sonucunda ortaya çıkmaktadır.
3. Hangi İşlemde Hangi Faiz Oranı Uygulanacak?
Yeni düzenlemenin uygulamasında en önemli konu, tek bir faiz oranının bütün alacaklara uygulanmayacak olmasıdır.
Uygulanacak faiz oranı, alacaklının tercihine göre değil, alacağın hukuki niteliğine ve ilgili mevzuat hükmüne göre belirlenmelidir.
Sözleşmede geçerli bir temerrüt faizi var mı?
Öncelikle taraflar arasında geçerli bir temerrüt faizi kararlaştırılıp kararlaştırılmadığına bakılmalıdır.
Geçerli bir temerrüt faizi kararlaştırılmışsa, emredici hükümler ve özel düzenlemeler saklı kalmak kaydıyla, sözleşmede belirlenen oran uygulanır.
Geçerli bir faiz hükmünün bulunmaması halinde ise alacağın niteliğine göre ilgili yasal düzenlemenin belirlenmesi gerekir.
İşlem, ticari işletmeler arasında mal veya hizmet tedarikine mi ilişkin?
13 Ocak 2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 1530’uncu maddesi, ticari işletmeler arasındaki mal ve hizmet tedarikinde geç ödemeye ilişkin özel bir faiz rejimi öngörmektedir.
Bu hükmün uygulanabilmesi için genel olarak;
-
işlemin ticari işletmeler arasında gerçekleşmesi,
-
işlemin mal veya hizmet tedarikine ilişkin olması,
-
alacaklının malı teslim etmiş veya hizmeti sunmuş olması,
-
borçlunun gecikmeden sorumlu bulunması,
-
bedelin kararlaştırılan tarihte veya ödeme süresi içinde ödenmemesi
gibi şartların birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Bu şartların gerçekleşmesi halinde borçlu, ayrıca ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşebilir. Faiz de sözleşmede belirlenen ödeme tarihini veya ödeme süresini takip eden günden itibaren işlemeye başlayabilir.
Ödeme günü veya süresinin belirlenmediği durumlarda ise 30 günlük süre ve TTK m.1530'da öngörülen diğer esaslar dikkate alınmalıdır. Bu kapsamda faturanın veya eş değer ödeme talebinin alınması, bunun belirsiz olması halinde mal veya hizmetin teslimi; faturanın teslimden önce alınması halinde teslim tarihi; kabul veya gözden geçirme usulünün öngörülmesi halinde ise bu işlemin tamamlanması gibi kriterler önem taşır.
Sözleşmede geçerli bir temerrüt faizi bulunmaması veya faiz hükmünün TTK m.1530 kapsamında geçersiz olması halinde, TCMB tarafından 2026 yılı için belirlenen yıllık %43 oranı gündeme gelmektedir.
Ayrıca alacaklı, tahsil giderleri bakımından TCMB tarafından 2026 yılı için belirlenen asgari 2.020 TL tutarındaki giderimi talep edebilir.
İşlem ticari olmakla birlikte TTK m.1530 kapsamına girmiyor mu?
Bu durumda 3095 sayılı Kanun’un 2’nci maddesi dikkate alınmalıdır.
TCMB’nin kısa vadeli avans faiz oranının genel temerrüt faizinden yüksek olması halinde, ticari işlerde sözleşme bulunmasa dahi TCMB avans faiz oranının talep edilmesi mümkün olabilir.
Bunun için;
-
ödenmeyen borcun para borcu olması,
-
borçlunun temerrüde düşmesi,
-
işlemin ticari iş niteliği taşıması,
-
taraflar arasında geçerli bir temerrüt faizi kararlaştırılmamış olması
gibi şartların birlikte değerlendirilmesi gerekir.
TCMB’nin kısa vadeli avans faiz oranı 20 Aralık 2025 tarihinden itibaren yıllık %39,75 olarak uygulanmaktadır.
Dolayısıyla TTK m.1530 kapsamına girmeyen ticari işlerde, 3095 sayılı Kanun’un 2’nci maddesinde öngörülen şartların gerçekleşmesi halinde %39,75 oranının uygulanması gündeme gelebilecektir.
İşlem bu ticari düzenlemelerin dışında mı?
İşleme ilişkin özel bir faiz düzenlemesi bulunmuyorsa genel kanuni faiz oranı dikkate alınır.
Mevcut sistemde bu oran yıllık %24 olmakla birlikte, 7589 sayılı Kanun’un 10’uncu maddesinin yürürlüğe girmesiyle ve mevcut TCMB verilerinin değişmediği varsayımıyla genel kanuni faiz oranının %31 olarak uygulanması söz konusu olacaktır.
Faiz oranlarının kısa özeti
| İşlemin niteliği | Uygulanabilecek faiz |
|---|---|
| TTK m.1530 kapsamındaki ticari mal veya hizmet tedariki | %43 |
| TTK m.1530 kapsamı dışında kalan ticari işler – şartları varsa | %39,75 |
| Özel faiz düzenlemesi bulunmayan işlemler | Genel kanuni faiz oranı (%31) |
| Vergi, sosyal güvenlik, tüketici işlemleri ve diğer özel mevzuat kapsamındaki borçlar | İlgili özel düzenleme |
Burada önemli olan nokta, söz konusu oranların aynı alacağa birlikte uygulanmamasıdır.
Öncelikle işlemin hukuki niteliği belirlenmeli; ardından o işlem için geçerli olan faiz rejimi tespit edilmelidir.
4. İşletmeler Açısından Ne Değişecek?
Yeni düzenleme yalnızca genel kanuni faiz oranını değiştirmemektedir. Aynı zamanda kanuni faiz oranını ekonomik koşullarla ilişkilendirerek daha dinamik ve dönemsel olarak değişebilen bir yapıya dönüştürmektedir.
Bu nedenle faiz hesabına başlanmadan önce aşağıdaki hususların belirlenmesi önem taşımaktadır:
-
Sözleşmede geçerli bir temerrüt faizi bulunuyor mu?
-
Alacak, ticari işletmeler arasındaki mal veya hizmet tedarikinden mi kaynaklanıyor?
-
İşlem TTK m.1530 kapsamında mı?
-
TTK m.1530 kapsamı dışında kalan bir ticari iş söz konusuysa 3095 sayılı Kanun’un 2’nci maddesindeki şartlar gerçekleşmiş mi?
-
Borçlu hangi tarihte temerrüde düşmüş?
-
Faiz hangi tarihten itibaren hesaplanmalı?
-
İlgili dönemde hangi faiz oranı geçerli?
Özellikle uzun süre devam eden alacaklarda, faiz hesabının tek bir oran üzerinden yapılması yerine faiz dönemlerinin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekebilir.
Bu nedenle alacak dosyasında;
-
asıl alacak tutarı,
-
vade veya temerrüt tarihi,
-
uygulanacak faiz oranının hukuki dayanağı,
-
faiz başlangıç tarihi,
-
faiz bitiş tarihi,
-
her faiz dönemi için geçerli oran,
-
hesaplanan faiz tutarı
açık biçimde gösterilmelidir.
Bu ayrımın doğru yapılması;
-
eksik veya fazla faiz hesaplanmasını,
-
yanlış faiz oranıyla talepte bulunulmasını,
-
ihtar, icra ve dava süreçlerinde hesaplamanın tartışmalı hale gelmesini,
-
muhasebe kayıtları ile hukuk dosyası arasında tutarsızlık oluşmasını
önlemeye yardımcı olacaktır.
Sonuç ve Değerlendirme
7589 sayılı Kanun ile genel kanuni faiz bakımından sabit oranlı sistemden, TCMB reeskont oranını esas alan dinamik bir sisteme geçilmektedir.
Mevcut veriler üzerinden yapılan hesaplamada ilk genel kanuni faiz oranı %31 olarak ortaya çıkmaktadır.
Ancak bu oranın bütün alacaklara uygulanacağı düşünülmemelidir.
Ticari işletmeler arasındaki mal veya hizmet tedariklerinde TTK m.1530 kapsamında %43, bu kapsam dışında kalan ticari işlerde ise gerekli şartların bulunması halinde %39,75 oranı gündeme gelebilmektedir.
Bunun yanında vergi, sosyal güvenlik, tüketici işlemleri ve benzeri alanlarda özel faiz düzenlemeleri bulunabileceğinden, her alacak bakımından ayrıca özel mevzuatın değerlendirilmesi gerekir.
Dolayısıyla yeni dönemde asıl önem taşıyan yalnızca “hangi faiz oranı uygulanacak?” sorusunun cevabını bilmek değildir.
Faiz hesabından önce;
alacağın hukuki niteliğinin → temerrüt tarihinin → uygulanacak mevzuatın → ilgili dönemde geçerli faiz oranının
doğru biçimde belirlenmesi gerekmektedir.
Özellikle işletmeler açısından alacak yönetimi, cari hesap takibi, icra dosyaları ve dava süreçlerinde faiz hesaplamalarının bu yeni sisteme göre yeniden değerlendirilmesi önem taşımaktadır.